ZOR ROLLERİN PEŞİNDEYİM
900

TRT dijital platformu Tabii’de yayınlanan “Üniversdeli” dizisiyle seni izledik. Şimdilerde neler

yapıyorsun?

“Üniversdeli”, içinde olmaktan dolayı mutluluk duyduğum, çok eğlenceli bir iş oldu. Yayınlandığı

günden itibaren de çok güzel dönüşler alıyorum. Umarım ikinci sezonda yeniden izleyicimizle

buluşuruz. Şimdilerde ise bu projeyle çok yakın zamanlarda çekimlerini tamamladığım “Üç Günlük

Dünya” adlı sinema filminin heyecanını taşıyorum. Çok yakında vizyon tarihimiz belli olacak.

“Üç Günlük Dünya” filminin konusundan ve karakterinden bahseder misin?

Film, Caner Erzincan’ın yönetmenliğinde güçlü oyuncu kadrosuna sahip, sıcak bir mahalle

komedisi örneği. Filmde Furkan adında bir kimya öğrencisini canlandırıyorum. Çalışkan, sessiz,

içine kapanık olmasına rağmen zamanla nasıl değişim gösteren ve özgüven kazanan biri olduğunu

göreceğiz.

Genelde seni komedi veya romantik komedi işleri içinde görüyoruz. Senin tercihin mi yoksa bir

etiket mi oldu?

Aslında bir etiket demek için henüz çok erken. Sadece tutulan bir işin ardından gelen roller de bir

öncekinin benzerleri yönünde olabiliyor. “Ah Nerede” dizisi bu noktada dram zincirini kırmamı

sağlayan bir rol oldu, sonrasında da komedi işleri gelmeye başladı. Öncesinde Çalıkuşu, Alın

Yazım, Savaşçı gibi dizilerde oynamıştım. Her iki türe de kendimi çok yakın hissediyorum.

Kendimi zorlayacağım ve geliştirebileceğim rollerin peşindeyim.

Üniversdeliler dizisinden bahsedelim biraz da. İzleyiciler nasıl bir diziyle karşılaşacak?

Üniversdeli daha önce denenmemiş farklı bir iş. O yüzden bu deneyimi yaşadığım için çok

mutluyum. Sette kendimi şanslı hissedeceğim çok farklı tecrübeler yaşadık. O yüzden böyle bir işe

imza attıkları için senarist ve yönetmenimiz Alphan Dikmen’e, ikinci yönetmenimiz Murat Kökel

ve yapımcılarımız Selahattin Turhan, Çağrı Bingüller ve Tüplü Televizyon ekibine teşekkür ederim.

Kısaca Üniversdeli’den bahsedecek olursam da; farklı memleketlerden İstanbul’a üniversite

okumaya gelen bir arkadaş grubunun, aynı evde yaşamasıyla başlıyor hikaye. Ben hukuk fakültesini

kazanarak Ankara’dan gelen Yiğit karakterini canlandırıyorum. Çevresine ve sevdiklerine karşı

aşırı derecede düşkün ve korumacı bir yapıya sahip Yiğit. Arkadaş grubuna göre daha aklı başında

ama ara ara öfke patlamaları olan biri. Her bölüm farklı absürt bir olayla mücadele edecek.

Sen üniversiteyi nasıl okumuştun?

Ben 2015 yılında Beykent Üniversitesi Oyunculuk Bölümü’nde okudum. Aynı zamanda

Mühendislik bölümünde de çift ana dal yaptım. Dolu dolu, keyifle geçirdiğim bir öğrencilik

hayatım oldu.

Bu projeyle birlikte üniversite yıllarına da göz kırpmış oldun…

Kesinlikle, hatta çektiğimiz okul sahneleri benim okuduğum okulda yapıldı. Duygulandığım anlar

da epey oldu.

Geçen sene, Ah Nerede dizisiyle izledik. Çok da güzel bir uyarlamaydı, ama çabuk bitti. Erken

finalin sebebi neydi?

Bana göre çok eğlenceli ve keyifli bir işti. Efsane bir Yeşilçam filminden uyarlanmıştı. Ekip olarak

projeye biz çok inanmıştık, ama süreç içerisinde bazen her şey istediğimiz gibi gitmeyebiliyor.

Seyircinin takdiriydi.

Hiç başka bir meslek hayalin oldu mu?

Çocukken mühendis olmak istiyordum, ki mühendislik diploması da aldım. Ancak oyunculuk o

kadar ağır basıyor ki başka bir mesleğe yönelmek istemedim.

İlkokul zamanlarında da oyuncu olmayı istiyor muydun?

Aslında hayır, ben çocukken çevremdeki herkesin taklidini yapıyordum. Öğretmenlerim sürekli,

tiyatro yapmam konusunda hem ailemi hem de beni teşvik ediyordu. İzmir’de yaşadığım için

İstanbul’daki gibi bir çevre içerisinde değildim. O yüzden bu konu hep ertelendi. Ortaokuldayken,

sınıf öğretmenim benim için tiyatro sahnesi açmıştı. İstanbul’a taşındıktan sonra liseye kayıt oldum.

O dönem okulun tanıtım fotoğraflarını benimle gerçekleştirmişlerdi. Benim için çok sürpriz bir

gelişmeydi bu.

Bir yerde oyunculuk seni seçti aslında…

Evet, ben ikinci gün okula gittiğimde her yerde kendi fotoğraflarımı gördüm. Böyle olunca ailemin

de desteğiyle 2012 yılında bir ajansa yazıldım. Ailem benim hep yanımdaydı. Bazen ben vazgeçtim,

onlar beni tekrar ayağa kaldırdı. Bu konuda çok şanslıyım.

Eskiden jön kavramı vardı. Hala var, ama artık herkes kendi döneminin jönü oldu. Senin de

böyle bir hayalin var mı?

Jön olarak adlandırılma isteğim hiçbir zaman olmadı. Ben sadece işimi iyi yapmak, mesleğinde

başarısıyla örnek gösterilebilecek bir oyuncu olmak istiyorum. En büyük hedefim, uluslararası bir

alanda ödül alıp, ülkeme de bu sevinci yaşatmak istiyorum.

Şu an bulunduğun yerden memnun musun?

Evet. Bazen her şey istediğimiz gibi olmuyor, ama şu an kendimi mutlu hissediyorum.

Oyunculuğa başladıktan sonra her şey hayallerindeki gibi miydi yoksa bu başka bir dünyaymış

dedin mi?

Kesinlikle bambaşka bir dünyaymış. Hiçbir deneyimim yokken kendimi bir anda profesyonel

oyuncularla Çalıkuşu setinde buldum. İşte o tecrübem sayesinde de bu işi yapmak istediğime karar

verdim.

Oynadığın karakterler arasında en çok hangi karakter seni etkiledi?

Dram olarak Mahrem dizisindeki Akın karakterini, komedideyse Üniversdeli dizisinde Yiğit’i

söyleyebilirim.

Kendine ait bir günün var ve kendini ödüllendirmek istiyorsun. Ne yaparsın?

Eğer yeterli zamanım varsa mutlaka seyahat edeceğim bir rota oluşturmaya çalışırım. Daha geniş

bir zaman aralığına sahipsem de kesinlikle yurtdışına çıkarım.

Müzikle de aram iyiymiş. Saki Çimen ile birlikte bir single çalışman olacak mı?

Evet, öyle bir sözümüz vardı, ama işlerimizin yoğunluğundan dolayı henüz gerçekleştiremedik.

Daha önce de şarkı söylediğim bir proje olmuştu. Üniversdeli dizisinde de 4.bölümde jenerikteki

şarkıyı ben söylüyorum. Oyunculuğumla birleştirdiğimde inanılmaz keyif aldığım bir durum bu.

Bu hayatta kendin için birinci vazgeçilmez kuralın nedir?

Hayatı net yaşayan ve net görmeye çalışan bir bakış açım var. Herkesin kendine göre kırmızı

çizgileri vardır. Benim de en hassas olduğum konu, dürüstlük. Hem kendime hem de karşımdaki

insana dürüst olmak için elimden geleni yaparım. Aynı şekilde bana da dürüst olunmasını isterim.